Biber hapının satışı durduruldu!

Türk Eczacıları Birliği (TEB), biber hapının satışının Sağlık Bakanlığı tarafından durdurulduğunu bildirdi. TEB'den yapılan açıklamada, kamuoyunda biber hapı olarak bilinen bitkisel ürünlerle ilgili tehdidin "nihayet" fark edildiği ifade edilerek, Sağlık Bakanlığı'nın İl Sağlık Müdürlüklerine gönderdiği talimatla, ilacın satışının durdurulması yönünde uyardığı belirtildi.

Bu gelişmenin ardından, eczacıların da ilacı satmamaları ve hemen iade etmeleri konusunda harekete geçirildiği ifade edilen açıklamada, "Şu anda Türkiye'nin 24 bin noktasında hizmet veren eczacılarımız adeta alarm durumundalar. Sağlık Bakanlığı'nın aldığı kararı yerine getirmek için çaba gösteriyorlar" denildi.

Ramazanda mide sağlığınıza dikkat edin!

Ramazan ayı oruç tutanlar için mide ve bağırsak rahatsızlıklarının en sık görüldüğü aylar.

Medline Operasyonlardan Sorumlu Direktörü Dr. Barış Mutluer, Ramazan ayı boyunca, acil durumlar dışında Medline Çağrı Merkezi’ne telefonla en sık gelen tıbbi danışmanlık talebinin sindirim sistemine bağlı sıkıntılar olduğunu kaydediyor. Mutluer’e göre bu durum, 11 ay boyunca süren yemek düzeninin birden bire değişmesinden kaynaklanıyor.

Medline Operasyonlardan Sorumlu Direktörü Dr. Barış Mutluer, 11 ay boyunca belli bir yemek düzenine alışmış kişileri, Ramazan’da tuttukları oruç boyunca dikkatli beslenmeleri konusunda uyarıyor. Ramazan aylarında acil durumlar dışında Medline Çağrı Merkezi’ne telefonla en sık gelen tıbbi danışmanlık talebinin sindirim sistemine bağlı sıkıntılardan kaynaklandığını söyleyen Mutluer, yaşanabilecek rahatsızlıkları, sebepleri ve önleme yöntemlerini açıkladı…

Kilo doğmadan beyine işleniyor

Aynı şekilde beslenen iki kişiden biri git gide kilo alırken diğerinin formunu korumasının nedenini araştıran Amerikalı bilim adamları, bebeğin kilolu olup olmayacağının daha doğmadan önce gelişmekte olan beyninde belirlendiğini ortaya koydu.

İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, ABD'deki Yale Üniversitesi Tıp Fakültesinden bir grup bilim adamı, fareler üzerinde yaptıkları testlerde, yüksek kalorili bir beslenme programının ardından obezleşen hayvanların beyinlerinin beslenme merkezinin zaten farklı olduğunu gözlemledi.

Doyma noktasına ulaşıldığında işaret vermesi gereken nöronların bu gruptaki farelerde çok daha "tembel" olduğunu, çünkü diğer hücreler tarafından baskılandığını gören bilim adamları, çok kalori almalarına karşın zayıf kalan grupta ise bu nöronların çok aktif olduğunu tespit etti.

Kavurucu sıcaklar ne kadar sürecek?

İstanbul Meteoroloji Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım, mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıkların hafta sonu ve gelecek hafta da devam etmesinin beklendiğini belirtti.

Mustafa Yıldırım, İstanbul'da hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin 4-5 derece üzerinde seyrettiğini söyledi.

Kentte en yüksek hava sıcaklıklarının Pendik'te (Sabiha Gökçen Havalimanı) 36,3 derece olarak kaydedildiğini söyleyen Yıldırım, sıcaklıkların Samandıra'da 34,4, Kartal'da 34, Florya'da 33,2, Göztepe'de 33,1 derece olarak ölçüldüğünü ifade etti.

''Bugün hissedilen sıcaklık 36-37 derece civarında oldu'' diyen Yıldırım, en yüksek sıcaklıkların yaşandığı saatlerde nem oranın da yüzde 30-35 arasında olduğunu, akşam saatlerinden itibaren sıcaklıkların düşmesiyle birlikte nem oranının yükseldiğini söyledi.

Sıcaklar sinirleri geriyor

Son günlerde mevsim normallerinin 6-8 derece üzerinde seyreden sıcaklar; insanlarda panik, endişe, sinirlilik ve halsizlik gibi rahatsızlıklara yol açıyor.

Türkiye Psikiyatri Derneği Bursa Şubesi Başkanı Uzman Dr. İbrahim Afif Karakılıç, temmuz ayının son haftası ile ağustos ayının ilk günlerinin oldukça sıcak geçtiğine dikkati çekti.

Aşırı sıcakların insanların psikolojisinde bazı olumsuzluklara yol açabildiğini vurgulayan Karakılıç, şunları kaydetti:

''Sıcaklar, panik, endişe ve anksiyete gibi sorunlara yol açabilir. Yeterince su alınmazsa vücuttaki elektrolit dengesi bozulduğu için bir süre sonra halsizlik, bitkinlik ve isteksizlik gibi depresyon belirtileri yapabilir. Güneş altında fazla kalındığında beyin ödemine bağlı şuur bulanıklıkları ve dikkat kaybı ortaya çıkar.

Güneşe doğrudan bakmak kör edebilir!

Prof. Dr. Mehmet Orhan, güneş ve ultraviyole ışınlarının gözleri tehdit ettiğini belirterek, hiçbir zaman güneşe doğrudan bakılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Orhan, güneş ve ultraviyole ışınlarının gözleri tehdit ettiğini belirterek, hiçbir zaman güneşe doğrudan bakılmaması ve ultraviyole blokajı yapabilen güneş gözlüklerinin alınması gerektiğini söyledi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Orhan ANKA’nın sorularını yanıtladı. Güneş ve ultraviyole ışınlarının göz yüzeyinde hassasiyete, kuruluk, batma, kızarıklık ve yanma şikayetlerine yol açtığına işaret eden Orhan, "Göz kuruluğu güneş ışığının tetiklemesiyle gözyaşının buharlaşması sonucunda artar ve gözün ön yüzeyinde kabarık ve düzensiz yapılanmaya neden olur" diye konuştu. Ultraviyole ışınların aynı zamanda göz merceğinde katarakt gelişimine ve sarı nokta diye bilinen retina tabakasında hasara ve olumsuz etkilere sebep olduğuna dikkat çeken Orhan, "Hiçbir zaman güneşe doğrudan bakılmamalıdır, görme hücrelerinde kesin hasara yol açar" dedi. Tüm bunların sebebinin alerji ve kuruluktan olduğunu ifade eden Orhan şöyle devam etti:

Aşırı sıcaklar öfke patlaması yapabilir!

Ülke genelinde bunaltıcı hava sıcaklıkları devam ederken, özellikle nispi nem oranının yüksek olduğu Doğu Karadeniz’de yaşayanlar sıcak çarpmaları ve ısı rahatsızlıkları konusunda uyarılıyor.

Giresun Prof. Dr. İlhan Özdemir Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Bal, yaptığı açıklamada, sıcak havaların rahatsızlık verdiği yaz döneminde, nem oranının yüksekliğinin bu sorunu daha da artırdığını ifade etti.

Bal, sıcak ve nemli ortamda kalarak ağır efor sarf eden kişilerde halsizlik, bitkinlik, baygınlık, aşırı terleme, bulantı ve baş ağrısı ile kol ve bacaklarda krampların görülebileceğini ifade ederek, "Bu gibi durumlarda sıvı ve mineral kaybına bağlı olarak bitkinlik ve şok gelişebilir. Hava akımının olmadığı kapalı ortamlarda kalan kişiler sıcak çarpması riski altındadır. Bu durum, güneş ve sıcak çarpması denilen, acil ve yoğun tedavi gerektiren ölümcül duruma kadar götürebilir" diye kaydetti.

Kalsiyum haplarına dikkat!

Amerikalı ve Yeni Zelandalı bilimadamları, 12 bin kişiyi kapsayan 11 araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi.

Kemik miktarındaki azalma ve kemik kırılganlığındaki artma ile seyreden, "osteoporoz" olarak bilinen kemik erimesi hastalığının tedavisinde genellikle yaşlıların içtiği kalsiyum haplarının kalp krizi riskini artırabileceği bildirildi.

"İngiliz Tıp Dergisi"nde yayımlanan değerlendirmede, osteoropoz tedavisinde kalsiyumun yerinin tekrar gözden getirilmesi gerektiği sonucuna varıldı.

Bilimadamları, kalsiyum haplarının kalp krizi riskini yüzde 25-30 artırdığını belirtti. Riskin, kişinin yaşı, cinsiyeti ve kalsiyum ilacının
çeşidinden bağımsız olarak arttığı vurgulandı.

Düşük tansiyon da yüksek kadar tehlikeli

Gerek yüksek gerekse düşük tansiyonun vücuda aynı derecede zarar verdiğini söyleyen Prof. Dr. Berent Dişçigil, "Yüksek tansiyon, beyin kanamasına, düşük tansiyon ise kan dolaşımı zayıflığına neden oluyor" dedi

BSK Aydın Anka Hastanesi Kalp Sağlığı Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Berent Dişçigil, tansiyonla ilgili merak edilenleri anlattı.

Yüksek tansiyon mu daha tehlikeli yoksa düşük tansiyon mu?
Her ikisi de tehlikeli... Şöyle ki; yüksek tansiyon, her şeyden önce kalbin yükünü arttırır. Kalp, kanı vücuda pompalayabilmek için basıncı olduğundan daha da yükseltir. Bu da kalp kasının daha çok kasılması anlamına gelir. Kasılan kalp kasları, zamanla damarların kalınlaşmasına neden olur. Kalınlaşmış bir kalp kasının beslenmesi zordur. Hele kalbimizi besleyen koroner damarlarda; darlıklar başlamışsa, yüksek tansiyon bir kalp krizini de tetikleyebilir.

Rengi koyulaşan bene dikkat edin!

Zararlı güneş ışınlarından korunmanın yollarını açıklayan Dermatoloji Uzmanı Havva Güngör, "Üç haftada iyileşmeyen ve rengi değişen benler için doktora başvurun" diyor

Güneşin yaşamımız için yararlı etkileri olduğu kadar, zararlı etkileri de olduğu artık tartışılmaz bir gerçek... UV-A, UV-B ve UV-C ışınlarından oluşan güneş ışınları, derinin üst ve alt tabakalarını etkileyerek çeşitli değişimlere neden oluyor. Kadıköy Şifa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Havva Güngör, güneşin verdiği zararları ve bu zararlardan nasıl kurtulabileceğimizi şöyle anlattı:

Güneş ışınları; deride zamanla incelme ve kuruluk yapıyor. Deri kanserinin oluşumuna da zemin hazırlıyor. Işınların etkisinden, güneş koruyucu ürünlerle korunmak mümkün...

İçeriği paylaş